Bir ayvanin hikayesidir bu;copunu yansiyan bir pencereden atmaya calisirken cama vurup suzulen ,uzgun bezgin bir ayvanin.Ayvayi yemek deyimindeki kisiye degil de ayvaya uzulur insan.Ne de guzel sapir supur yenmisti oysa.Copu kaldi mi insanin eline insanoglu onu sallar bir tarafa.Dali'nin armut sazina yansiyan bir ay aksamiydi ve ayva copunu salladim cama.Cama vuran,vurunca kanayan bir yara gibi ;ayva yavasca camdan suzuldu,uzerime dustu 'beni atma' der gibi... Oysa actigim camdan meltem vuruyordu yuzume sakince.Meltemin kokusuna kanan ben aldim ayvanin coponu .Salladim onu yere.Hizla uzaklasan arabanin aynasindan baktigimda cama yansiyan kocaman bir ay vardi.Simdi Dali nin resmindeki armut degildi sazi inleten,yola dusen ayvanin selamiydi beni inciten..Armutun sapina uzumun copune harcadigim iliskinin yasak heyacani icimde ,yansiyan aya bakinca ayvayi yedigimi animsadim.Uzunca sure meltem salarken yanaklarimi, icimde gizliden gizliye aldatmanin hinzir huzuru , gulup gectim sevgilinin kancik sozlerine. 28 beden kot pantolona sikismis yuregi elinde bana donup gulumserken o sarlatan sevgili, ben yolda can cekisen ayvanin yardimina kosamamanin vidan azabi icindeydim.Ayvayi yedim en nihayetinde 28 bedeni degil de camdan yansiyan 50 bedeni gorununce.
Armutun sapina uzumun copune harcanan iliskilerde ayvayi yiyen olmaktan korkum vardir uzun yaz aksamlari tepemde bir dolunay varken.
Meltem yalarken yanaklarimi sessizce.
Ben hala ayva yi mi uzuleyim kendime mi bilemedim gizlice.
Wednesday, May 21, 2008
Subscribe to:
Comments (Atom)
